İnfertilite sürecine giren çiftlerin en sık dile getirdiği duygulardan biri, zamanın eskisi gibi akmadığı hissidir. Günler daha uzun, aylar daha yorucu ve bekleyiş daha ağır algılanabilir. Bu durum yalnızca sabırsızlıkla açıklanamaz; infertilite süreci, bireylerin zaman algısını psikolojik ve biyolojik düzeyde etkileyen özel bir dönemdir.
İnfertilite tanısı öncesinde zaman, genellikle doğal bir akış içinde algılanır. Ancak tanı konulduğu andan itibaren zaman, hedefe odaklı bir kavrama dönüşür. “Bu ay olacak mı?”, “Bir sonraki adım ne zaman?” gibi sorular, zamanı parçalı ve ölçülür hale getirir. Bu durum, zamanın daha yavaş ve baskılayıcı hissedilmesine neden olabilir. Kayseri’de infertilite sürecinde takip edilen çiftlerde, bu algı değişiminin oldukça yaygın olduğu gözlemlenmektedir.
Biyolojik faktörler de zaman algısını etkiler. Özellikle yaş faktörünün gündeme gelmesi, çiftlerin zamanla ilgili kaygılarını artırabilir. “Geç kalıyor muyuz?” düşüncesi, zamanı bir tehdit unsuru gibi algılamaya yol açabilir. Oysa her infertilite süreci, yalnızca takvim yaşıyla değerlendirilmez. Üreme potansiyeli, hormonal durum ve genel sağlık gibi pek çok değişken bu süreci belirler.
Psikolojik açıdan bakıldığında, belirsizlik zaman algısını doğrudan etkiler. Net bir sonuç alınamayan her ay, zihinde daha uzun ve yorucu hissedilebilir. Beklemek, infertilite sürecinin en zorlayıcı parçalarından biridir. Kontrol edilemeyen bu bekleyiş, zamanın ağırlaştığı hissini güçlendirir.
İnfertilite sürecinde zaman algısının değişmesinin bir diğer nedeni de karşılaştırmadır. Çevredeki gebelik haberleri, doğumlar veya “kendiliğinden” ilerleyen süreçler, infertilite yaşayan çiftlerin kendi zaman çizelgelerini sorgulamalarına neden olabilir. Bu karşılaştırmalar, zamanın daha baskılı algılanmasına yol açar. Kayseri’de infertilite danışmanlığı alan çiftlerde, bu sosyal karşılaştırmaların süreci zorlaştırdığı sıkça gözlemlenmektedir.
Tıbbi süreçler de zaman algısını etkiler. Testler, tedavi planları ve takip randevuları, zamanı bölümlere ayırır. Her aşama bir sonraki adıma bağlanır ve süreç, doğal akıştan çok planlı bir takvime dönüşür. Bu durum, zamanın “bekleme odaklı” algılanmasına neden olabilir.
Zaman algısındaki bu değişim, çoğu zaman geçicidir. Sürecin daha net hale gelmesi, belirsizliğin azalması ve doğru bilgilendirme, zaman üzerindeki baskıyı hafifletebilir. İnfertilite sürecinde zamanı bir düşman değil, yönetilmesi gereken bir unsur olarak görmek önemlidir.
Sonuç olarak infertilite sürecinde zaman algısının değişmesi, zayıflık ya da sabırsızlık göstergesi değildir. Bu durum, belirsizlik, beklenti ve biyolojik faktörlerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan doğal bir tepkidir. Kayseri’de infertilite sürecine bilinçli ve bireysel yaklaşan takip anlayışları, zaman algısındaki bu yükün daha sağlıklı yönetilmesine katkı sağlamaktadır.